Geliştirilmenin ve Gelişimin Temel Faktörü; Koşulsuz Olumlu Kabul!
17 Mart 2025Hemen her iş ilanında gördüğümüz bir ifade var; "gelişime açık". Benim de sormak istediğim bir soru var, hangi kademede olursa olsun, yöneticileriniz geliştirmeye açık mı? Mavi yakadan beyaz yakaya hep gördüğüm şey, ustanın çıraklara iş öğretmekten kaçınması veya nasıl öğreteceğini bilmediği, dahası bilmediğinin de farkında olmadığı gerçeği, maalesef. Geçmiş yazılarda gelişime "öğrenmeye" açık olmak için veya buna uygun bireyleri yetiştirmek /seçmek için gerekenlerden kısaca bahsettik. Geliştirme işini yapacak amirler veya ebeveynler için gerekli olan en önemli yeti "koşulsuz olumlu kabul!" Bu aslında insancıl - varoluşçu psikoterapi için de güzel bir terapotik enstrümandır. Peki nedir koşulsuz olumlu kabul? İsminden de anlaşılacağı üzere, bireyin davranış, tercih ve söylemlerini bir ön yargı, ön koşul ve eleştiri kurmaksızın kabul etmek, onu olduğu gibi kabul etmektir diyebiliriz. Bu yaklaşım kişinin, ister çocuk olsun ister yetişkin, Özgüvenli hareket etmesine, kendini kıymetli hissetmesine ve bu sayede performans kaygısından uzak, kendisi gibi hareket etmesini sağlar. Bu katkı ise dozunda ve yerinde eleştiri aldığında, eleştiriyi içtenlikle kabul etmesine, dikkate almasına ve cesaretinin kırılmamasına vesile olur. Çünkü birey şunu bilir, "beni herşeyimle seviyor / beğeniyor, bu söylediklerini ben daha iyi olayım diye söylüyor" kanaati oluşturur. Peki bu durumu iş dünyasında örnekleyecek olursak ilk örnek belli durumlarda (personelin seviyesine göre gelişimine uygun bir kriz durumu mesela) sorumluluğu kendisine bırakarak inisiyatif alıp sunduğu çözümü izleyebilir, çözüme kavuşmasa dahi emeğini takdir edip, uygun bir üslup ile nerede hata yapmış olabileceği sorulabilir veya doğru yol sorular ile gösterilebilir hata yaptığı söylenmeden (mesela personelin yerini değiştirsek nasıl bir sonuç doğardı acaba). Eleştiri iş esnasında değilde emek takdirinden sonra iş bitiminde daha kıymetlidir unutmayalım. Temelde doğrudan eleştirmek yerine düşünmeye sevk edecek ve alternatif yolları gösterecek sorular yeterli olacaktır. Ergenlik döneminde bir gence ilk önce yemek yapmasına izin verip yemek bittikten sonra nasıl daha iyi yapacağına dair tüyolar verilmesi, "merak etme, tekrar deneme şansların olacak" mesajının verilmesi faydalı olacaktır ( iş dünyası için de geçerli) Esasında izlenecek yol, yaptığı fiilin ona olan bakış açımızı, sevgi ve ilgimizi azaltmadığını, ona ve verdiği emeğe verdiğimiz kıymeti hissettirmeli, göstermelidir.
Hemen her iş ilanında gördüğümüz bir ifade var; "gelişime açık". Benim de sormak istediğim bir soru var, hangi kademede olursa olsun, yöneticileriniz geliştirmeye açık mı?
Mavi yakadan beyaz yakaya hep gördüğüm şey, ustanın çıraklara iş öğretmekten kaçınması veya nasıl öğreteceğini bilmediği, dahası bilmediğinin de farkında olmadığı gerçeği, maalesef.
Geçmiş yazılarda gelişime "öğrenmeye" açık olmak için veya buna uygun bireyleri yetiştirmek /seçmek için gerekenlerden kısaca bahsettik. Geliştirme işini yapacak amirler veya ebeveynler için gerekli olan en önemli yeti "koşulsuz olumlu kabul!" Bu aslında insancıl - varoluşçu psikoterapi için de güzel bir terapotik enstrümandır. Peki nedir koşulsuz olumlu kabul?
İsminden de anlaşılacağı üzere, bireyin davranış, tercih ve söylemlerini bir ön yargı, ön koşul ve eleştiri kurmaksızın kabul etmek, onu olduğu gibi kabul etmektir diyebiliriz. Bu yaklaşım kişinin, ister çocuk olsun ister yetişkin, Özgüvenli hareket etmesine, kendini kıymetli hissetmesine ve bu sayede performans kaygısından uzak, kendisi gibi hareket etmesini sağlar. Bu katkı ise dozunda ve yerinde eleştiri aldığında, eleştiriyi içtenlikle kabul etmesine, dikkate almasına ve cesaretinin kırılmamasına vesile olur. Çünkü birey şunu bilir, "beni herşeyimle seviyor / beğeniyor, bu söylediklerini ben daha iyi olayım diye söylüyor" kanaati oluşturur.
Peki bu durumu iş dünyasında örnekleyecek olursak ilk örnek belli durumlarda (personelin seviyesine göre gelişimine uygun bir kriz durumu mesela) sorumluluğu kendisine bırakarak inisiyatif alıp sunduğu çözümü izleyebilir, çözüme kavuşmasa dahi emeğini takdir edip, uygun bir üslup ile nerede hata yapmış olabileceği sorulabilir veya doğru yol sorular ile gösterilebilir hata yaptığı söylenmeden (mesela personelin yerini değiştirsek nasıl bir sonuç doğardı acaba). Eleştiri iş esnasında değilde emek takdirinden sonra iş bitiminde daha kıymetlidir unutmayalım. Temelde doğrudan eleştirmek yerine düşünmeye sevk edecek ve alternatif yolları gösterecek sorular yeterli olacaktır.
Ergenlik döneminde bir gence ilk önce yemek yapmasına izin verip yemek bittikten sonra nasıl daha iyi yapacağına dair tüyolar verilmesi, "merak etme, tekrar deneme şansların olacak" mesajının verilmesi faydalı olacaktır ( iş dünyası için de geçerli)
Esasında izlenecek yol, yaptığı fiilin ona olan bakış açımızı, sevgi ve ilgimizi azaltmadığını, ona ve verdiği emeğe verdiğimiz kıymeti hissettirmeli, göstermelidir.